٩
وَلْيَخْشَ الَّذينَ لَوْ تَرَكُوا مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَافًا خَافُوا عَلَيْهِمْ فَلْيَتَّقُوا اللّهَ وَلْيَقُولُوا قَوْلًا سَديدًا
(9) velyahşellezine lev teraku min halfihim zürriyyeten diafen hafu aleyhim felyettekullahe velyekulu kavlen sedida
korkan kimseler kendileri bırakmış olsalar zürriyetinden akrabalarından zayıf bulunanların haklarından korksunlar Allah’tan sakınsınlar doğru söz söylesinler
| 1. | velyahşa (ve li yahşa) | : ve sakınsınlar, korksunlar, çekinsinler |
| 2. | ellezîne | : onlar, … olanlar |
| 3. | lev terekû | : eğer bıraksalardı |
| 4. | min halfi-him | : arkalarından |
| 5. | zurriyyeten | : zürriyet, nesil, çocuklar |
| 6. | dıâfen | : zayıf, kuvvetsiz |
| 7. | hâfû | : korktular |
| 8. | aleyhim | : onlara, onların üzerine, onlar için |
| 9. | felyettekû (fe li yettekû ) | : artık Allah’a karşı takva sahibi olsunlar |
| 10. | allâhe | : Allah |
| 11. | velyekûlû (ve li yekûlû ) | : ve söylesinler |
| 12. | kavlen | : söz |
| 13. | sedîdan | : doğru, dürüst, adaletli |
وَلْيَخْشَ korksunlarالَّذِينَ لَوْ تَرَكُوا bırakacak olanlarمِنْ خَلْفِهِمْ arkalarındaذُرِّيَّةً çocuklarضِعَافًا zayıfخَافُوا endişe edecekleriعَلَيْهِمْ kendileri hakkındaفَلْيَتَّقُوا sakınsınlar daاللَّهَ Allah’tanوَلْيَقُولُواsöylesinlerقَوْلًا sözسَدِيدًا doğru






