19

    Nüzul SırasıCüzSayfaSure
    102 18350Nur(24)

١٩

اِنَّ الَّذينَ يُحِبُّونَ اَنْ تَشيعَ الْفَاحِشَةُ فِى الَّذينَ امَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ اَليمٌ فِى الدُّنْيَا وَالْاخِرَةِ وَاللّهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَاتَعْلَمُونَ

(19) innellezine yühibbune en teşial fahişetü fillezine amenu lehüm azabün elimün fid dünya vel ahirah vallahü ya’lemü ve entüm la ta’lemun
Gerçekten kötü haberin iman edenler içinde yayılmasını arzu edenlere onlar için elim bir azap (vardır) dünyada ve ahirette Allah bilir ve siz bilemezsiniz

1. inne ellezîne : muhakkak o kimseler, onlar
2. yuhıbbûne : severler
3. en teşîa : yayılması
4. el fâhışetu : fuhşiyat, kötülükler, fahişelik
5. fî ellezîne : o kimseler içinde
6. âmenû : âmenû olanlar, Allah’a ulaşmayı dileyenler
7. lehum : onların, onlar için vardır
8. azâbun : azap
9. elîmun : elîm, acı
10. fî ed dunyâ : dünyada
11. ve el âhırati : ve ahirette
12. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
13. ya’lemu : o bilir
14. ve entum : ve siz
15. lâ ta’lemûne : bilmiyorsunuz, bilmezsiniz