٦
وَالَّذينَ يَرْمُونَ اَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَاءُ اِلَّا اَنْفُسُهُمْ فَشَهَادَةُ اَحَدِهِمْ اَرْبَعُ شَهَادَاتٍ بِاللّهِ اِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِقينَ
(6) vellezine yermune ezvacehüm ve lem yekül lehüm şühedaü illa enfüsühüm fe şehadetü ehadihim erbeu şehadatim billahi innehu le mines sadikiyn
O kimseler ki hanımlarına (zina) iftirası ederlerse kendilerinden başka onların şahitleri olmazsa dört defa (ve) her bir şehadetinde şahadeti billahi (diyerek) kesinlikle o doğru söylediğine (yemin etmelidir)
| 1. | ve ellezîne | : ve o kimseler, onlar |
| 2. | yermûne | : atarlar |
| 3. | ezvâce-hum | : onların eşleri |
| 4. | ve lem yekun | : ve olmadı, yoktur |
| 5. | lehum | : onların |
| 6. | şuhedâu | : şahitler |
| 7. | illâ | : den başka |
| 8. | enfusu-hum | : onların kendileri |
| 9. | fe | : o zaman |
| 10. | şehâdetu | : şahitlik |
| 11. | ehadi-him | : onlardan biri, herbiri |
| 12. | erbeû | : dört |
| 13. | şehâdâtin | : şahitlikler |
| 14. | bi allâhi | : Allah’a |
| 15. | innehû | : muhakkak ki o |
| 16. | le | : muhakkak, mutlaka |
| 17. | min es sâdıkîne | : sadıklardan, doğru sözlülerden |
SEBEB-İ NÜZUL
Eşlerine zina isnad edip de kendilerinden başka şahidleri olmıyanlarm şahidliği; kendisinin sâdıklardan olduğuna dair dört kere Allah ‘ı şahid tutmasıdır.






