9

٩

وَاللّهُ الَّذى اَرْسَلَ الرِّيَاحَ فَتُثيرُ سَحَابًا فَسُقْنَاهُ اِلى بَلَدٍ مَيِّتٍ فَاَحْيَيْنَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا كَذلِكَ النُّشُورُ

(9) vallahüllezi erseler riyaha fetüsiru sehaben fesuknahü ila beledim meyyitin fe ahyeyna bihil erda ba’de mevtiha kezaliken nüşur
Allah rüzgarı gönderip bulutu harekete getirendir derken onu sevk eder sularız ölü bir beldeye ve onunla yeryüzünü diriltiriz onu ölümünden sonra dirilme (de) böyledir

1. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
2. ellezî : onlar
3. ersele : gönderdi
4. er rîâha : rüzgâr(lar)
5. fe : artık, böylece
6. tusîru : hareket ettirir
7. sehâben : bulutlar
8. fe : artık, böylece
9. suknâ-hu : onu sevkederiz
10. ilâ beledin : beldeye
11. meyyitin : ölü
12. fe : artık, böylelikle
13. ahyeynâ : diriltiriz
14. bi-hi : onunla
15. el arda : yeryüzü
16. ba’de : sonra
17. mevti-hâ : onun ölümü
18. kezâlike : işte böyle
19. en nuşûru : nüşur, yeniden dirilip yayılma