١٨٩
فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ الظُّلَّةِ اِنَّهُ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظيمٍ
(189) fe kezzebuhü fe ehazehüm azabü yevmiz zulleh innehu kane azabe yevmin aziym
Böylece onu yalanladılar hemen onları yakalayıverdi gölge gününün azabı elbette ki o büyük bir günün azabı idi
| 1. | fe | : böylece |
| 2. | kezzebû-hu | : onu yalanladılar |
| 3. | fe | : böylece, bunun üzerine |
| 4. | ehaze-hum | : onları aldı, yakaladı |
| 5. | azâbu | : azap |
| 6. | yevmi | : gün |
| 7. | ez zulleti | : gölge |
| 8. | inne-hu | : muhakkak ki o |
| 9. | kâne | : oldu |
| 10. | azâbe | : azap |
| 11. | yevmin | : gün |
| 12. | azîmin | : azîm, büyük |






