1

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ

١

يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَا اَحَلَّ اللّهُ لَكَ تَبْتَغى مَرْضَاتَ اَزْوَاجِكَ وَاللّهُ غَفُورٌرَحيمٌ

(1) ya eyyuhennebiyyu lime tuharrimu ma ehallellahu leke tebtegi merdate ezvacike vallahu gafurun rahimun
Ey nebi! niçin haram ediyorsun Allah’ın sana helal kıldığını diğer zevcelerinin gönül rızasını alarak Allah bağışlayan, merhamet sahibidir

1. yâ eyyuhâ : ey
2. en nebiyyu : nebî
3. lime : neden, niçin
4. tuharrimu : haram kılıyorsun
5. : şeyi
6. ehalle : helâl kıldı
7. allâhu : Allah
8. leke : senin için, sana
9. tebtegî : isteyerek, arayarak
10. merdâte : hoşnutluk, rıza
11. ezvâci-ke : senin eşlerin
12. ve allâhu : ve Allah
13. gafûrun : gafûrdur
14. rahîmun : rahîmdir

يَاأَيُّهَاeyالنَّبِيُّnebiلِمَ niçinتُحَرِّمُ haram kılıyorsunمَا أَحَلَّhelal kıldıklarınıاللَّهُ Allah’ınلَكَ sanaتَبْتَغِي isteyerekمَرْضَاةَ hoşnutluğunuأَزْوَاجِكَeşlerininوَاللَّهُ şüphesiz Allahغَفُورٌ Ğafûr’durرَحِيمٌ Rahîm’dir


SEBEB-İ NÜZUL

Sûrenin tamamı Medine-i Münevvere’de ve Hucurât Sûresinden sonra nazil olmuştur. İbnu’l-Cevzî medenî olduğu konusunda icma olduğunu söyler.

Katâde ise Sûrenin baştan onuncu âyetin başına kadar kısmının medenî, kalan kısmının da mekkî olduğunu söylemiştir

a) İbn Cerîr et-Taberî’nin İbn Abdurrahîm kanalıyla Zeyd ibn Eslem’den rivayetle tahric ettiği bir haberde o şöyle anlatıyor: Allah’ın Rasûlü (sa) bir gün hanımlarından birinin odasında oğlu İbrahim’in annesiyle temasta bulundu. Onu gören hanımı: “Ey Allah’ın elçisi, benim evimde, benim yatağımda ha?” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah onu (İbrahim’in annesini) kendisine yasakladı. Bu sefer de hanımı: “Ey Allah’ın elçisi, sana helâl olan bir şeyi kendine nasıl yasaklarsın?” dediyse de Rasûl-i Ekrem (sa) onunla bir daha asla birleşmiyeceğine dair hanımına yemin etti ve bunun üzerine: “Ey O Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi neden kendine haram ediyorsun?” âyet-i kerimesi nazil oldu.

Tabelî’nin Saîd ibn Yahya kanalıyla İbn Abbâs’tan rivayetle verdiği haber biraz daha detaylı. Bu rivayette İbn Abbâs şöyle anlatıyor: Ben, Hz. Ömer’e: “Allah Tealâ’nın haklarında “Eğer her ikiniz de Allah’a tevbe ederseniz gerçek­ten kaymış olan kalbleriniz düzelmiş olur…” buyurduğu iki kadın kimdir?” diye sordum. “Onlar Aişe ve Hafsa’dır.” deyip şöyle devam etti: “Sözün başlangıcı İbrahim’in kıbtî olan annesi hakkındaydı. Hz. Peygamber (sa), Hafsa’nın sırası olduğu günde ve onun odasında İbrahim’in annesiyle temasta bulunmuştu. Hafsa onları kendi odasında o şekilde bulunca: “Ey Allah’ın elçisi, benim gü­nümde, benim nöbetimde ve benim yatağımda ha? Eşlerinden hiçbirine yapmadığın bir şeyi (bir kötülüğü) bana yaptın.” dedi. Rasûlullah (sa): “İstemez misin ki ben onu kendime haram kılayım da bir daha ona hiç yaklaşmıyayım.” buyur­du. Hafsa’nın evet isterim.” demesiyle de Hz. Peygamber onu (cariyesini) ken­dine haram kıldı ve “Bunu başka birisine sakın söyleme.” buyurdu. Ancak Hafsa bu sırrı saklıyamayıp Hz. Aişe’ye söyledi de Allah Tealâ onun, bu sırrı açığa vurduğunu bildirdi ve “Ey O Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu gözete­rek Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi neden kendine haram ediyorsun?” âyet-i ke­rimesini indirdi.

Muhammed ibn Mansûr et-Tûsî kanalıyla Hz. Ömer’den rivayette o şöyle anlatıyor: Bir gün Hz. Peygamber (sa), ümmü veled cariyesi Mâriye el-Kıbtıyye ile hanımlarından Hafsa’nın odasında yalnız kalmıştı. Hafsa, odasında Hz. Peygamber (sa)’le Mâriye’yi bulunca: “Bunu neden benim odama sokuyorsun? Bunu bana yaptın çünkü hanımlarının senin gözünde en değersizi benim demektir” dedi. Hz. Peygamber (sa): “Aişe’ye söyleme ama bundan sonra eğer buna yaklaşırsam bana haram olsun.” buyurdu. Hafsa: “Onu kendine nasıl haram kılarsın, o senin cariyen?” dediyse de Hz. Peygamber (sa), ona bir daha yaklaşmıyacağına yemin etti ve Hafsa’ya: “Sakın bunu kimseye söyleme.” diye tembihledi. Fakat Hafsa bu sırrı tutamıyarak Hz. Aişe’ye söyledi de Hz. Peygamber (sa) bir ay hanımlarının yanına girmedi ve 29 gece onlardan ayrıldı (îlâ yaptı). İşte bunun üzerine Allah Tealâ “Ey O Peygamber, Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi kendine neden haram kılıyorsun? âyet-i kerimesini indirdi.

Bu hadise üzerine Hz. Peygamber (sa)’in, hanımı Hafsa’yı boşadığı, daha sonra tekrar nikâhı altına aldığı da rivayet edilmiştir.

b) el-Hasen ibn Muhammed ibnu’s-Sabbâh kanalıyla Hz. Aişe’den nakledildiğine göre o şöyle anlatıyor: Bir keresinde Hz. Peygamber (sa), Zeyneb bint Cahş’ın yanında biraz fazlaca kalmış ve orada bal şerbeti içmişti. Ben ve Hafsa birbirimizi tenbihledik ki hangimize gelirse “Ben sende Meşe ağacı zamkı kokusu alıyorum. Meşe ağacı zamkı mı yedin?” diyecektik

Ravi der ki: Hz. Peygamber onlardan birisinin yanına girdiğinde böyle söylemiş de Hz. Peygamber (sa): “Hayır, Zeyneb bint Cahş’ın yanında bal şerbeti içtim, bir daha asla içmeyeceğim.” buyurmuş ve işte bunun üzerine “Ey O Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi neden kendine haram ediyorsun?” âyet-i kerimesi nazil olmuş.

Ferve ibn Ebî Mağrâ kanalıyla Hz. Aişe’den rivayette Hz. Peygamber (sa)’in, yanında bal şerbeti içtiği hanımı Hafsa’dır. Hz. Aişe şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber (sa) tatlıyı ve balı severdi. O ikindi namazını kıldıktan sonra hanım­larının odalarına uğrar, onları ziyaret ederdi. Bir gün ikindiden sonra Hafsa bint Ömer’in yanına girdi ve daha önceden kalmadığı kadar uzun bir süre onun oda­sında kaldı. Orada uzun kaldığını öğrenince kıskandım ve bunun sebebini araş­tırdım. Bana denildi ki: “Kabilesinden bir kadın Hafsa’ya bir küçük tulum bal hediye getirmiş ve o da Hz. Peygamber (sa)’e bir bal şerbeti yapmış, O’na içirmiş. Kendi kendime: “Allah’a yemin ederim ki ona bir hile düzenliyeceğim.” dedim ve Şevde bint Zem’a'ya gidip: “Birazdan Rasûlullah sana yaklaşacak. Senin yanına girdiğinde O’na: “Ey Allah’ın elçisi, meşe ağacının zamkından mı yedin?” diye sor. Sana: “Hafsa’nın yanında bal şerbeti içtim.” diyecektir. O’na: “Herhalde o balı yapan arı meşe ağacından emmiş.” de. Bunun sebebini daha sonra sana söyleyeceğim.” dedim. Sonra Safiyye’ye gittim, onu da aynı şekilde tenbihledim.

Şevde der ki: Vallahi Rasûlullah kapıda gözüktüğünde az kaldı senin bana tenbihlediğini ona söyleyecektim, ama söylemedim, bana yaklaştığında da: “Ey Allah’ın elçisi, meşe ağacının zamkından mı yedin?” dedim. Rasûlullah’in hayır demesi üzerine de “O halde sende bulduğum bu koku ne?” diye sormuş. Hz. Peygamber (sa): “Hafsa bana bal şerbeti içirdi.” buyurmuş. Şevde de: “Herhalde arısı meşe ağacından emmiş olacak.” demiş.

Hz. Aişe anlatmaya şöyle devam eder: Benim yanıma girdiğinde ben de Sevde’nin söyledikleri gibi söyledim, Safiyye’ye gittiğinde o da aynı şeyleri söylemiş. Dolaşıp tekrar Hafsa’nın odasına geldiğinde Hafsa: “Ey Allah’ın elçisi, ondan sana tekrar vereyim mi?” deyince : “Hayır, ona ihtiyacımız yoktur.” buyurmuş.

Sevde : “Sübhanallah, Rasûlullah’ı ondan mahrum ettik.” dedi, ben de ona:

“Sus.” dedim.”

Îbn Sa’d'm Ümmü Seleme’den rivayetle verdiği bir habere göre ise Hz. Peygamber (sa)’in bal yediği (veya bal şerbeti içtiği) hanımı kendisidir.

İbn Hacer, âyet-i kerimenin bu iki sebebe binaen nazil olmuş olabileceğini söylerse de Nevevî (Müslim Şerhinde) âyet-i kerimenin Mâriye el-Kıbtıyye hadisesi üzerine nazil olduğu rivayetinin Sahîhayn’de yer almadığını, bu olayın bize sağlam bir kanaldan gelmediğini; sahih olanın bu âyet-i kerimenin Hz. Peygamber (sa)’in, Zeyneb bint Cahş’ın yanında bal şerbeti içmesi hadisesi üzerine nazil olduğu rivayetleri olduğunu belirtir