١٢٩
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّهُ لَا اِلهَ اِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظيمِ
(129) fe in tevellev fe kul hasbiyallahü la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil aziym
eğer yüz çevirilerse de ki Allah bana yeter o’ndan başka ilah yoktur ben o’na tevekkül ettim o, büyük arşın sahibidir
| 1. | fe in | : bundan sonra, eğer |
| 2. | tevellev | : yüz çevirirler, dönerler |
| 3. | fe kul | : o zaman de (ki) |
| 4. | hasbîye allâhu | : Allah bana yeter (kâfidir) |
| 5. | lâ ilâhe | : ilâh yoktur |
| 6. | illâ huve | : ondan başka |
| 7. | aleyhi | : ona |
| 8. | tevekkeltu | : tevekkül ettim (güvendim) |
| 9. | ve huve | : ve O |
| 10. | rabbu el arşi el azîmi | : azîm (büyük) arşın Rabbidir |






