2

    Nüzul SırasıCüzSayfaSure
    113 10186Tevbe(9)

٢

فَسيحُوا فِى الْاَرْضِ اَرْبَعَةَ اَشْهُرٍ وَاعْلَمُوا اَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى اللّهِ وَاَنَّ اللّهَ مُخْزِى الْكَافِرينَ

(2) fe siyhu fil erdi erbeate eşhüriv va’lemu enneküm ğayru ma’cizillahi ve ennellahe muhzil kafirin

dört ay daha yeryüzünde dolaşın iyi bilin ki şüphesiz siz Allah’ı aciz bırakamazsınız gerçekten Allah rezil rüsva edecektir kafirleri

1. fe : artık
2. sîhû : dolaşın, gezin
3. fi el ardı : yeryüzünde
4. erbeate : dört
5. eşhurin : aylar
6. va’lemû (ve ı’lemu) : ve biliniz
7. enne-kum : siz, … olduğunuzu
8. gayru : başka, değil, dışında
9. mu’cizî allâhi : Allah’ı aciz bırakan
10. ve enne allâhe : ve muhakkak Allah, Allah’ın, ….. olduğunu
11. muhzî el kâfirîne : kâfirleri alçaltıcı, hor, hakir yapıcı


SEBEB-İ NÜZUL

Bu sûrenin hicretin dokuzuncu senesi Şevval ayının başında indiği rivayet edildiğine göre bununla kendilerine mühlet verilenlerin serbestçe dolaşabilecek­leri dört aylık süre Şevval İle başlamakta ve sürenin bitimi haram ayların bitimi­ne denk gelmektedir.

Enes ibn Mâlik’ten rivayette o şöyle demiştir: Hz. Peygamber (sa) Berâe’yi (insanlara tebliğ etmek üzere) Ebu Bekr ile gönderdi. Sonra onu çağırdı ve: “Bunu insanlara ancak benim ehlimden birinin tebliğ etmesi gerekir.” Buyurup Ali’yi çağırdı ve Ona verdi.

Aslında hicretin dokuzuncu yılı Şevval ayında surenin tamamı değil de 40 kadar âyeti nazil olmuş olmalıdır. Çünkü, o sene hac mevsiminde Hz. Ebu Bekir’in hac emiri olarak gönderildiği hacda Hz. Ali ile birlikte, insanlara tebliğ edilmek üzere gönderilen miktar bir rivayete göre 30. meşhur rivayetlere göre de 40 âyettir ve Enes ‘den rivayetle “Tevbe Sûresi” ifadesini “Tevbe Sûresinden Medine’de nazil olan miktarı” şeklinde anlamak gerekecektir ki benzerleri nüzul sebebi rivayetlerinde çoktur.

Muhammed ibn Ka’b el-Kurazî ve başkalarından rivayete göre Rasûlullah (sa), hicretin dokuzuncu senesi hac emiri olarak Hz. Ebu Bekr’i görevlendirmiş, arkasından da Tevbe Sûresinden 30 veya 40 âyetle birlikte Hz. Ali’yi göndermiş, o da Arafe günü insanlara bu âyetleri okuyarak müşriklere dört ay daha serbestçe dolaşabileceklerini bildirmiş. Buna göre müşriklere verilen mühlet Zilhicce’den yirmi gün, Muharrem, Safer ve Rebîulevvel ayı ile Rebîulâhir ayından on günden ibarettir. Ayrıca Hz. Ali, evlere kadar giderek müşriklerin evlerinde “Bu seneden sonra hiçbir müşriğe haccetme imkânı verilmeyeceğini ve çıplak olarak tavaf yapılmasına izin verilmeyeceğini de bildirmiştir.

Bu hadise İbn Abbâs’tan, nüzul kaydı olmamakla birlikte, şöyle nakledilmektedir: Hz. Peygamber (sa) Ebu Bekr’i (hac emîri olarak) gönderdi ve insanlara bu kelimeleri (Tevbe Sûresinden nazil olan âyetleri) nida etmesini emretti. Sonra peşinden Ali’yi gönderdi. Ebu Bekr yolda iken Hz. Peygamber (sa)’in devesi Kusvâ” (başka bir rivayette Adbâ’)nın sesini duydu. Telâşla çıktı, zannetmişti ki gelen Hz. Peygamber (sa)’dir. Birde baktı ki gelen Ali’dir. (Ona: “Emîr olarak mı. yoksa memur olarak mı geldindiye sordu; O: “bilâkis memur olarak geldim.” dedi ve Hz. Peygamber (sa) in. mektubunu kendisine verdi. Mektupta bu kelimeleri insanlara nida etmesini Ali’ye emrediyordu. Birlikte yola devam ettiler, birlikte haccettiler, sonra teşrik günlerinde Ali kalktı ve insanlara şöyle seslendi: “Allah ve Rasûlü’nün zimmeti bütün müşriklerden beridir, uzaktır. Yeryüzünde dört ay daha serbestçe dolaşın. Bu seneden sonra hiçbir müşrik haccetmiyecek, Beytullahı hiçbir çıplak tavaf etmiyecek, cennete ancak mü’min olan girecektir.” Bunları Ali nida ediyor, o yorulunca Ebu Bekr kalkıyor O nida ediyordu.

Zeyd ibn Üseyğ’den gelen rivayette, müşriklere verilen süre konusunda başka bir ayrıntıya da yer veriliyor ki Hz. Ali, hicretin dokuzuncu senesi lıaccında insanlara tebliğle görevlendirildiği hususların dört olduğunu ifade ile: ‘Şu dört şeyle gönderildim: Beytullah’i hiçbir çıplak tavaf etmiyecek, her kimin Allah’ın Rasûlü (sa) ile bir antlaşması varsa onun süresi antlaşmanın bitimine kadardır, her kimin de Rasûlullah (sa) ile bir antlaşması yoktur onun mühleti de dört aydır, bu seneden sonra hacda müşriklerle müslümanlar bir araya gelmiyeceklerdir.” Bu, hasen bir hadistir ve bu hususlar Ebu Hüreyre’den gelen bir rivayette de yer almaktadır.

Ebu’s-Sahbâ’ el-Bekrî’den rivayete göre o şöyle anlatıyor: Ali ibn Ebî Tâlib’e “Hacc-ı ekber günü”nü sormuştum. Şöyle dedi: Allah’ın Rasûlü (sa) insanlara haccettirmesi için (hac emîri olarak) Ebu Bekr’i gönderdi. Onunla birlikte beni de Berâe Sûresinden 40 âyetle (o kırk âyeti insanlara tebliğ etmek üzere) gönderdi. Ebu Bekr, Arafat’a geldi, orada hutbe okuduktan sonra bana: “Kalk ey Ali, Rasûlullah’ın mesajını edâ et.” dedi. Kalktım ve arafat ehline Tevbe Sûresinden 40 âyeti okudum. Sonra Arafat’tan ayrıldık, Minâ’ya geldik, şeytanları taşladım, kurbanımı kestim, traş oldum ve oralarda anladım ki insanların bir kısmı Ebu Bekr’in hutbesinde hazır bulunmamış; hemen çadırları dolaşmaya başladım ve çadırlarda olanlara Tevbe Sûresinden o kırk âyeti okudum.

İmam Ahmed’in Müsned’inde Hz. Ali’den rivayetle tahric olunan bir haberde ise o şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber (sa)’e Tevbe Sûresinden 10 âyet nazil olunca Hz. Peygamber (sa), Hz. Ebu Bekr’i çağırdı ve bunları Mekke halkına okumak üzere onunla gönderdi. Sonra Hz. Peygamber (sa) beni çağırdı ve: “Ebu Bekr’e yetiş, ona nerede yetişirsen mektubumu ondan al ve onu Mekke halkına götürüp onlara oku.” buyurdu. Ebu Bekr’e Cuhfe’de yetiştim, mektubu ondan aldım. Ebu Bekr, Hz. Peygamber (sa)’e döndü ve: “Ey Allah’ın elçisi, benim hakkımda bir şey mi nazil oldu?” diye sordu. Allah’ın Rasûlü (sa): “Hayır, fakat Cibril bana geldi ve: “Senden, ya bizzat sen, ya da senden bir kişi bu tebliğ görevini yerine getirebilir.” dedi.” diye cevap verdi. Bu rivayette sanki ilk on âyetin Hz. Ebu Bekr hac emiri olarak gönderilmeden önce onun sırf Tevbe Sûresinden 10 âyeti mekkelilere tebliğ etmek üzere yollandığı ve onun Cuhfe’den geri döndüğü gibi bir mana anlaşılmakta ise de doğrusu yukarda geçtiği üzere özellikle Tevbe Sûresinin başındaki, müşriklere belli bir süreye kadar emanı ifade eden âyetlerin Hz. Ebu Bekr’in hac emiri olarak gönderildiği hac esnasında insanlara ve özellikle de müşriklere tebliğ olunduğudur.

Bu rivayetlerden bazısında (özellikle son verdiğimiz Müsned hadisinde) Hz. Peygamber (sa)’in: “Bunu insanlara ancak benim ehlimden birinin tebliğ etmesi gerekir.” buyurduğu ayrıntısı varsa da Buhârı’deki Ebu Hüreyre ve Tirmizi’dekİ İbn Abbâs hadisinden anlaşılıyor ki Tevbe Sûresi ile Hz. Peygamber (sa)’in o seneki hacda ilânını emrettiği dört husus sadece Hz. Ali tarafından değil, bizzat Hz. Ebu Bekr ve onun görevlendirdiği diğer bir takım müezzinler tarafından da yüksek sesle okunarak insanlara ulaştırılmış, tebliğ olunmuştur. Bu rivayette Ebu Hüreyre şöyle anlatıyor: Ebu Bekr, Mina’da insanlara “Bu seneden sonra hiçbir müşrik haccetmiyecek ve Beytullah’ı hiçbir çıplak tavaf etmiyecek.” diye yüksek sesle bildirimde bulunmak üzere görevlendirip gönderdiği müezzinler içinde beni de gönderdi.