١٩
قَالُوا طَاءِرُكُمْ مَعَكُمْ اَءِنْ ذُكِّرْتُمْ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ
(19) kalu tairuküm meaküm ein zükkirtüm bel entüm kavmüm müsrifun
(Elçiler) dediler uğursuzluğunuz sizinle beraberdir sizlere nasihat edilse de mi? hayır! siz haddi aşmış bir kavimsiniz
| 1. | kâlû | : dediler |
| 2. | tâiri-kum | : sizin uğursuzluğunuz |
| 3. | mea-kum | : sizinle beraber |
| 4. | e | : mı |
| 5. | in | : eğer, olursa |
| 6. | zukkirtum | : size hatırlatıldı |
| 7. | bel | : hayır |
| 8. | entum | : siz |
| 9. | kavmun | : bir kavim |
| 10. | musrifûne | : müsrif, haddi aşan |






