٩٩
وَلَوْ شَاءَ رَبُّكَ لَامَنَ مَنْ فِى الْاَرْضِ كُلُّهُمْ جَميعًا اَفَاَنْتَ تُكْرِهُ النَّاسَ حَتّى يَكُونُوا مُؤْمِنينَ
(99) ve lev şae rabbüke le amene men fil erdi küllühüm cemia e fe ente tükrihün nase hatta yekunu mü’minin
velev Rabbin dileseydi iman ederlerdi yeryüzünde onların hepsi sen insanları (isteksiz oldukları halde) mü’min olsunlar diye mi zorlayacaksın
| 1. | rabbu-ke | : senin Rabbin |
| 2. | le âmene | : elbette îmân ederdi |
| 3. | men | : o kimseler |
| 4. | fî el ardı | : yeryüzünde |
| 5. | kullu-hum | : onların bütünü, hepsi |
| 6. | cemîân | : topluca |
| 7. | e fe ente | : öyleyse, yoksa sen mi |
| 8. | tukrihu en nâse | : insanları zorlayacaksın (mecbur tutacaksın) insanlar kerih görse de (istemese de) |
| 9. | hattâ | : oluncaya kadar |
| 10. | yekûnû | : olurlar |
| 11. | mu’minîne | : mü’minler |






