٦٩
وَلَمَّا دَخَلُوا عَلى يُوسُفَ اوى اِلَيْهِ اَخَاهُ قَالَ اِنّى اَنَا اَخُوكَ فَلَا تَبْتَءِسْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
(69) ve lemma dehalu ala yusüfe ave ileyhi ehahü kale inni ene ehuke fe la tebteis bima kanu ya’melun
vaktaki yusuf’un huzuruna girdiklerinde yusuf kardeşini yanına aldı dedi ki şüphesiz ben senin kardeşinim sen (onların) bize yaptıklarına üzülme
| 1. | ve lemmâ | : olduğu zaman |
| 2. | dehalû | : girdiler |
| 3. | alâ | : …a, huzuruna |
| 4. | yûsufe | : Yusuf’un |
| 5. | âvâ | : yanına aldı (barındırdı) |
| 6. | ileyhi | : ona |
| 7. | ehâ-hu | : onun kardeşi |
| 8. | kâle | : dedi |
| 9. | in-nî | : muhakkak, gerçekten ben |
| 10. | ene | : ben |
| 11. | ehû-ke | : senin kardeşin |
| 12. | fe | : artık |
| 13. | lâ tebteis | : üzülme |
| 14. | bi-mâ | : dolayısıyla, sebebiyle |
| 15. | kânû | : oldular |
| 16. | ya’melûne | : yapıyorlar |






