٨
اِذْ قَالُوا لَيُوسُفُ وَاَخُوهُ اَحَبُّ اِلى اَبينَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌ اِنَّ اَبَانَا لَفى ضَلَالٍ مُبينٍ
(8) iz kalu le yusüfü ve ehuhü ehabbü ila ebina minna ve nahnü usbeh inne ebana le fi dalalim mübin
o zaman dediler ki kardeşleri yusuf için o babamıza bizden daha sevimli ve biz soylu bir cemaatiz şüphesiz babamız açık bir dalalet içinde
| 1. | iz kâlû | : dedikleri zaman, demişlerdi |
| 2. | le yûsufu | : gerçekten, elbette Yusuf |
| 3. | ve ehû-hu | : ve onun kardeşi |
| 4. | ehabbu | : daha sevgili |
| 5. | ilâ ebî-nâ | : babamıza |
| 6. | min-nâ | : bizden |
| 7. | ve nahnu | : ve biz |
| 8. | usbehtun | : grup (on kişilik veya daha fazlası) |
| 9. | inne | : muhakkak |
| 10. | ebâ-nâ | : babamız |
| 11. | le fî | : elbette içindedir |
| 12. | dalâlin | : dalâlet, yanılgı |
| 13. | mubînin | : apaçık, açıkça |






