٢٩
فَاَقْبَلَتِ امْرَاَتُهُ فى صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقيمٌ
(29) fe akbeletimraetuhu fi sarratin fe sakket vecheha ve kalet acuzun akiym
Onun (ibrahim’in) karısı yönelerek geldi çığlık attı yüzüne ellerini vurarak ben kısır bir koca karıyım dedi
| 1. | fe | : böylece, bunun üzerine |
| 2. | akbelet | : karşıladı |
| 3. | imreetu-hu | : onun hanımı |
| 4. | fî sarretin | : çığlık atarak |
| 5. | fe | : ve de |
| 6. | sakket | : vurarak |
| 7. | veche-hâ | : yüzüne |
| 8. | ve kâlet | : ve dedi |
| 9. | acûzun | : ihtiyar kadın |
| 10. | akîmun | : kısır |






